Yakın tarihin bize sunduğu gerçeklere bakarak yaşadığımız coğrafyanın mutluluklar ülkesi olduğu söylenemez. Günümüz şiirinin aktığı yöne bu küçük ama büyük eşdeğerli ayrıntı üzerinden bakarsak yaşamın güzelliğine ve insanın erdemli bir varlık olduğuna, en azından böyle olmaya gayret gösterdiğine inanmak serinletmese de bazı durumları hafifletir. Şiirin bu güzelliğe, erdemli olma durumuna bir anlam yüklediğini onu işler hale getirdiğini varsaymak en hafifinden ucuz bir blöf olur. Sanatın özerk bir bölge olduğunu, şiirin bu özerk bölgeden de uzaklaşarak kendisine özgü bir ada inşa ettiğini unutmamak gerekiyor.
DOLUNAY AKER HAKKINDA
10 Ocak 2022 Pazartesi
Rindistan: Kendine Dönmenin Merkezi
Kentin Belleği: Ali Yüce
Bazı insanlar vardır ki onlar kentin belleğini diri tutan isimlerdir. Antakya ve şiir dendiğinde Ali Yüce ismini ilk sırada anmamak şiir belleğimize haksızlık olur. Bugüne kadar birçok konuda yereli geri plana atarak hareket ettik. Oysa bir şehrin ana damarını sağlamlaştıran şey yerelliktir. Ancak bazen yerellik tanımı yanlış anlaşılıyor. Cemil Meriç’in ilmi, uzak diyarlara duyurduğu bu kentte, kentin taş binalarını, dar sokaklarını, insani yanlarını bilmeden yazacağımız şiir, yaşayacağımız hayat, duyumsadığımız dünya eksik kalır.
Rengini Belli Et
1.
Georges Perec ve Yaşam Kullanma Kılavuzu İçin Minimal Salvolar
Yeni Bir Tutuştur Çalışıyoruz
Dil bir imkânlar zinciridir. Bir o kadar da imkânı erteleyen alışkanlık belirtisi barındırır uğrak noktalarında. Özellikle kemikleşmiş ve gerçekliğe dokunmayan, salt dile odaklanan, dil için yaşayan bir şiirin imkânı da ölümcül olacaktır. Şiirin bu imkân aşamasında hangi beklenti içerisine girdiği sorusu ve bu sorunun getirdiği sorunlar dönem dönem değişiyor. Değişmeyen tek bir şey var, o da dile, dilde biriken tortulaşmaya, dili zararsızlaştırmaya çalışan her dönemin kanonuna karşı kalıplaşmış biçimi kırarak mücadele. Bugünün kanonu 80’lerden devraldığı imgeyi bir tahribat unsuruna dönüştürerek görevine devam ediyor. İmge üzerinden yapılan bu gerçekliği silme, onun yerine uysal, uyumlu, yerinden memnun dil koyma aşaması, çatırdayandır. Modern şiirin bütün geçiş aşamalarında bu çatırdama sesini duyarız.
29 Mayıs 2021 Cumartesi
Vahşi, Cesur, Açık: küçük İskender’e Mektup
Bir süredir kimse yaramazlık yapmıyor. Oyun kimsenin aklına gelmiyor. Hayat, sokağı dışladı ve sokağın nerede olduğunu bilmiyoruz. Kimse senin gibi telefonları istekli açmıyor. Bu oyunda bir oyun arkadaşı eksik küçük İskender: hayat. Doğrusu oyun nasıl kurulur, nasıl kendisini samimi bir şekilde ifade eder; dağlar, yollar nasıl yeniden kendisini tamamlar, tamamladı diyelim, dengeyi nasıl sağlarız, bilmiyorum. Bilmediğim halde kendimi doygun ve iştahlı hissediyorum.
Kuralı sevmeyen çocuklar yeni oyunlar yaratır. Biz de öyle yapacağız. Senin olmadığın ama sana yaraşır bir oyun. Tabi ki bu oyuna başlamak için cesaret gerekli. Dünyanın vahşi sanrılarını bedenini bırakarak yaşayanların saatine uygun, kabiliyetini fark ederek. Çünkü biz başkasının saatini görmedik.
Hayat, kurgu değildir. İyi bir senaryo olsa da hayatın tesadüflerini belirleyerek yaşayamazsın. Görsel efektler orada hiçbir anlam ifade etmez. Gerçeklik kuşkusuz hazır bekleyecektir. Bıçakları ve korkularıyla. Sahne tamamlanacak ya da yıkılacak; oyuncular figüranları sevmeyecek. Yönetmen kimsenin umurunda olmayacak. Fragmanı şimdi başlatıyoruz. Başrolde sen olacaksın. Başrolde belirsiz muammalar.
Ben bu mektuba şiiri dahil etmiyorum. Senin kaçtığın yere yazıyorum bu mektubu. Yakında herkesin kaçtığı yer orası olacak. Dünyada durmak, hayatı sevmek, duyguların görgüsünü narkozsuz içselleştirmek; şiire, sana ve bu mektuba iyi gelecektir.
Sen kaçtığımız yeri göstermeye çalıştın. Dünyada kaçacak yerin olmadığını da anlattın bir nevi. Açık yazının cesur oğluydun. Vahşi sevdin dostlarını. Bir vahşet bırakacak kadar gerçek. Ne olduğunu ve nerede durduğunu biliyordun. Vitrinler senin kalbini görmedi. Flues bir karmaşaydı bu ve ellerin her şeyi açıklıyordu. Gittin ama herkesin kartları hâlâ açık. Bize bu sefer kartı Paris’ten göndermeyeceksin. Bazılarımız orada olmayacak. Yine kaçacaksın yeni bir oyun için. Adres değişikliği iyi gelecek herkese.
Bir daha oraya gitme İskender, melekler üzgün olacak.
Dolunay Aker
*Bu mektup Seçkin Zengin'in hazırladığı "Şairime Mektuplar" adlı kitapta yer almıştır.
12 Nisan 2020 Pazar
Uyuyan Adam: Modern Tembellik Üzerine Birkaç Söz
Roland Barthes'ın Dostluğu Hepimizin Dostluğu
Yeryüzüne iki kök olarak düşmüş bu iki ismin (Barthes ve Sollers’in) etrafında bazı konuları konuşmak aydınlatıcı olacaktır. Mektup ve iki ‘...
-
Murat Özyaşar ile Söyleşi Öykülerinizde eksik bıraktığınız karakterler hem gerçeklikle hesaplaşıyor hem de yeni bir arayışı zorunl...
-
Yeryüzüne iki kök olarak düşmüş bu iki ismin (Barthes ve Sollers’in) etrafında bazı konuları konuşmak aydınlatıcı olacaktır. Mektup ve iki ‘...
-
Mitleri seviyoruz. Kendimizi emniyete almayı ve uçuşun rahatlığı daha binmeden kafamızı kurcalıyor. Yazılmayandan korkmak, yazılanı hiçbir y...





